İcra ve İflas Kanunu Madde 89

İcra ve İflas Kanunu Madde 89
Tanıma konu maddenin lafzi amacı, borçlunun üçüncü kişiler ile olan alacak ilişkisinin asıl borç ilişkisine olan etkisini konu almaktadır. Alacaklının alacağına erişiminde etkili bir fonksiyona konu olan bu madde ile üçüncü kişilerin borçlu olmamalarına rağmen hukuki sorumluluk altına girebildiğinden, buradan çıkacak hak kayıplarının engellenmesi adına özen ve çaba içerisinde uygulanarak doğru bir sonuca ulaşmak gayesi ile hareket edilmesi gerekmektedir.
Kanaatimce, maddenin amacı yalnızca alacağın tahsilini sağlamak değil; aynı zamanda borçlu ile hiçbir borç ilişkisi bulunmayan üçüncü kişilerin de hukuki güvenliklerinin korunmasını temin etmektir.
Aksi durumda, alacaklının hakkını korumak amacıyla düzenlenen bir hüküm, üçüncü kişiler bakımından yeni mağduriyetlerin doğmasına sebebiyet verebilir. Bu maddenin işleme konu olay veya örgüye tatbik edilmesiyle birlikte borçlunun malvarlığını üçüncü kişiler hesabında tutarak icra takibini elverişsiz hâle getirme çabaları etkisiz hâle getirilebilmektedir.
Bu yönüyle İİK m. 89, alacaklının hakkına ulaşmasını kolaylaştıran ve cebri icranın etkinliğini artıran önemli bir düzenlemedir. Özellikle mal kaçırma amacı taşıyan muvazaalı işlemlerin icra sürecine yansıttığı gerek zamansal gerekse maddi kayıplar , maddenin en güçlü yönlerinden biridir. Böylece borçlunun kötü niyetli davranışları hukuk düzeni tarafından koruma görmemekte ve alacaklının hakkına ulaşması kolaylaşmaktadır.
Ancak maddenin bu olumlu yönüne rağmen, üçüncü kişilerin hukuki durumlarının her somut olay bakımından aynı hassasiyetle değerlendirilmesi gerekmektedir. Üçüncü kişinin gerçekte borçlu olmadığı hâllerde dahi haciz ihbarnameleri sebebiyle hukuki sorumluluk altına girebilmesi, uygulamada önemli hak kayıplarına neden olabilmektedir. Bu nedenle maddenin uygulanmasında yalnızca şekli şartların değil, maddi olayın özelliklerinin de dikkatle değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Sonuç olarak İİK m. 89’un doğru uygulanması yalnızca alacaklının değil; borçlu ve üçüncü kişilerin haklarının korunmasını da sağlayan adil bir icra mekanizmasının temel yapı taşlarından biridir. Özellikle Yargıtayın bu konudaki görüşleri incelendiğinde, maddenin şekli kurallarına sıkı sıkıya uyulmasının hukuki güvenlik açısından vazgeçilmez olduğu da açıktır. Bunun yanında, Yargıtayın görüşleri kadar uygulamada ortaya çıkan fiili sonuçların da dikkate alınması gerektiği düşüncesi içerisindeyim. Çünkü şeklen doğru görünen bir uygulama dahi üçüncü kişiler bakımından telafisi güç hak kayıplarına neden olabilmektedir.
Süreç hakkında dikkat edilmesi gereken hususlar
Maddenin borç tahsiline yönelik sınır çizilmemiş üçüncü kişi nitelendirmesine ek olarak, haksız bir takip olduğunun kesinleşmesi ile birlikte icra süreci sonrasında bu kişilerce kullanılamayan veya kullanılsa dahi tam verim alınamayan mal varlıklarından doğan hak mahrumiyetlerinin ortadan kalkması adına denetim mekanizmaları olan icra daireleri ve mahkemelerinin de uygulamaya dâhil edilip yasa koyucu tarafından bir düzenleme tatbik edilmesi elzemiyeti oluşmaktadır.
Kanaatimce yasa koyucu, İİK m. 89 kapsamında haksız şekilde sorumluluk altına giren üçüncü kişilerin uğradıkları maddi ve hukuki kayıpların giderilmesine yönelik açık bir düzenleme yapmalıdır. Özellikle haksız haciz ihbarnameleri nedeniyle malvarlığını kullanamayan veya ekonomik faaliyetleri sekteye uğrayan üçüncü kişilere yönelik hızlı ve etkili bir telafi mekanizmasının kanunda açıkça düzenlenmesi, hem hukuk devleti ilkesinin hem de mülkiyet hakkının zaruri bir gereğidir. Böyle bir düzenleme, alacaklının hakkını zayıflatmayacağı gibi, İİK m.89’un uygulamadaki adalet ve güvenilirliğini de önemli ölçüde güçlendirecektir.