İçeriğe geç
Vera Hukuk & Danışmanlık

3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Nedir?

Yazar: Av. Mustafa Emre KarahanYayım Tarihi: Okuma Süresi: 7 dk
“3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Nedir?” makalesinin kapak görseli — Vera Hukuk & Danışmanlık

3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Nedir? Fizyoterapistler ve Diğer Sağlık Meslek Mensupları Açısından Hukuki Değerlendirme


Sağlık hizmetlerinin sunulması yalnızca meslek mensuplarının bilgi ve tecrübesine bırakılmamış; kamu sağlığının korunması amacıyla çeşitli kanun ve yönetmeliklerle ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin başında 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu gelmektedir.

Son yıllarda İl Sağlık Müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerin artması özellikle fizyoterapistler, özel sağlık kuruluşları ve serbest meslek faaliyetinde bulunan sağlık meslek mensupları açısından bu kanunun önemini daha da artırmıştır.

Bu yazımızda 3359 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve fizyoterapistler bakımından uygulamada en çok karşılaşılan hukuki sonuçları ele alacağız.


3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Nedir?

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Türkiye’de sağlık hizmetlerinin planlanması, sunulması, denetlenmesi ve sağlık kuruluşlarının faaliyet esaslarını belirleyen temel kanunlardan biridir.

Kanunun temel amacı;

sağlık hizmetlerinin belirli standartlarda sunulmasını sağlamak,

kamu sağlığını korumak,

sağlık kuruluşlarının denetlenmesini sağlamak,

ruhsatlandırma ve faaliyet izinlerini düzenlemek,

mevzuata aykırı faaliyetlere uygulanacak idari yaptırımları belirlemektir.

Bu nedenle yalnızca hastaneleri değil özel sağlık kuruluşlarını ve belirli şartlar altında serbest meslek faaliyetinde bulunan sağlık meslek mensuplarını da ilgilendirmektedir.

Bilindiği üzere 29 Mart 2025 tarihli ve 32856 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik ile sağlıkta bazı meslek grupları Sağlık Bakanlığı tarafından kabul görerek Sağlık Bakanlığı nezdinde ruhsat alabilme sürecine girmiştir.

Söz konusu yönetmeliğin tanımlar başlıklı 4. Maddesinde “Klinik psikolog, hemşire, hemşireliğe eşdeğer sağlık memuru, ebe, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, podolog ve iş ve uğraşı terapistini (ergoterapist),” meslek grupları da artık sağlık mensubu olarak anılmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda bahsi geçen meslek grupları söz konusu yönetmelik öncesi 3359 sayılı kanuna muhalefet suçlamasıyla sıklıkla karşılaşıyor olsa da yönetmelik sonrası dönemlerde de aleyhlerinde aynı suçlamalarla haklarında kamu davaları açıldığı görülmekte olup 3359 sayılı kanun tüm bu meslek gruplarını yakından ilgilendirmektedir.


Fizyoterapistler ve Diğer Sağlık Meslek Mensupları Açısından 3359 Sayılı Kanunun Önemi

3359 sayılı Kanun, fizyoterapistlerin ve diğer meslek gruplarının mesleki yetkilerini doğrudan belirleyen bir kanun değildir. Mesleğin kapsamı esas olarak 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile ilgili yönetmeliklerde düzenlenmiştir. Söz konusu 1219 sayılı kanun farklı bir yazımızda detaylı olarak ele alınacaktır.

Bununla birlikte 3359 sayılı Kanun;

sağlık hizmetlerinin hangi usullerle sunulacağını,

denetim mekanizmalarını,

ruhsat ve faaliyet izinlerini,

idari yaptırımları

düzenlediğinden başta fizyoterapistler olmak üzere diğer sağlık meslek mensupları açısından da büyük önem taşımaktadır.

Özellikle serbest meslek faaliyetinde bulunan gruplar bakımından bu kanunun uygulamadaki etkisi oldukça fazladır.


Sağlık Bakanlığı Denetimlerinde En Çok Hangi Konular İncelenmektedir?

Uygulamada gerçekleştirilen denetimlerde özellikle aşağıdaki hususlar değerlendirilmektedir:

faaliyetin gerekli izinler kapsamında yürütülüp yürütülmediği,

sunulan hizmetlerin mevzuata uygun olup olmadığı,

kullanılan alanların ve donanımın mevzuata uygunluğu,

tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin ilgili düzenlemelere uygunluğu,

sağlık hizmetinin yetki sınırları içerisinde sunulup sunulmadığı.

Her denetim, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmekte olup tek tip bir uygulamadan söz etmek mümkün değildir. Bu doğrultuda aslında başta 3359 sayılı kanun ve 1219 sayılı kanun olmak üzere sağlık meslek mensuplarının faaliyetine ilişkin yönetmeliklerinde dikkatli olarak incelenmesi ve faaliyetlerin bu çerçevede yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.


3359 Sayılı Kanunun Ek 11. Maddesi Neden Bu Kadar Önemlidir?

Uygulamada fizyoterapistlerin ve diğer sağlık meslek mensuplarının yazımıza kanu kanun kapsamında en çok karşılaştığı düzenlemelerden biri 3359 sayılı Kanun’un Ek 11. maddesidir.

 

Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir. Bu hüküm uluslararası sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetlerini de kapsar.

Ek Madde 11 – (Ek: 2/1/2014-6514/46 md.)kaynağı görüntüle ↗


Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir. Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Özel izne tabi hizmet birimlerini Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunan sağlık kurum ve kuruluşları, bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.

Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşları iki defa uyarılır. Uyarıya uymayanlara bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde biri kadar idari para cezası verilir.

Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hâllerinde bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanır.

Bu maddedeki idari para cezasını gerektiren fiillerin bir yıl içinde tekrarı hâlinde idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır; üçüncü defa işlenmesinde ise sağlık kurum ve kuruluşunun ilgili bölümünün veya tamamının faaliyeti on güne kadar durdurulur. Aynı isim ve sahiplikte birden fazla sağlık kurum ve kuruluşu bulunması hâlinde idari yaptırımlar sadece ihlalin yapıldığı sağlık kurum ve kuruluşu ile sınırlı olarak uygulanır.

Bu maddede belirtilen idari para cezalarını vermeye valiler, faaliyet durdurma cezasını vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, üniversite sağlık uygulama ve araştırma merkezleri yönünden Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca düzenlenir.” şeklinde düzenlenmektedir.

Bu madde kapsamında belirli durumlarda idari yaptırımlar uygulanabilmekte; bazı hâllerde idari para cezası, bazı durumlarda ise faaliyetin durdurulmasına ilişkin işlemler tesis edilebilmektedir. Tüm bunların yanında il sağlık müdürlükleri tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmakta ve soruşturma aşamasına da başlanılmaktadır.

Ancak idare tarafından tesis edilen her işlem, hukuka uygunluk karinesinden yararlansa da bu durum işlemlerin yargısal denetime tabi olmadığı anlamına gelmemektedir. İdarenin tesis ettiği işlemlerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarının tamamını taşıması gerekmektedir. Bu unsurlardan herhangi birindeki hukuka aykırılık, idari işlemin iptalini gerektirebilecek nitelikte bir sakatlık oluşturabilir.

Özellikle sağlık alanında uygulanan idari para cezaları, faaliyet durdurma kararları, ruhsat iptali veya diğer idari yaptırımlar bakımından idarenin işlemlerini somut olayın özelliklerini dikkate alarak, yeterli hukuki ve fiili gerekçeye dayandırması zorunludur. İdarenin yalnızca mevzuat hükümlerine atıf yapmakla yetinmesi yeterli olmayıp, hangi fiilin hangi delillerle tespit edildiğini, uygulanan yaptırımın neden gerekli ve ölçülü olduğunu açık ve denetlenebilir şekilde ortaya koyması gerekmektedir.

Bu kapsamda, idari işlemin dayandığı hukuki sebebin doğru belirlenip belirlenmediği, işlemin yetkili makam tarafından tesis edilip edilmediği, usul kurallarına uyulup uyulmadığı, yaptırımın ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı ve kamu yararı amacıyla hareket edilip edilmediği gibi hususlar idari yargı mercilerince ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

Bu nedenle, hakkında idari para cezası, faaliyet durdurma, ruhsatın askıya alınması veya benzeri bir idari yaptırım uygulanan kişilerin, işlemin hukuki dayanağını ve gerekçesini uzman bir hukukçu tarafından titizlikle değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Yapılacak hukuki inceleme sonucunda işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesi hâlinde, süresi içerisinde açılacak iptal davası ile idari işlemin yargı kararıyla ortadan kaldırılması mümkün olabilmektedir. Böylece hukuka aykırı idari işlemler nedeniyle doğabilecek hak kayıplarının önüne geçilebildiği gibi, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun yargı denetimi yoluyla sağlanması da mümkün olmaktadır.


3359 Sayılı Kanun Kapsamında Cezai Sorumluluk

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında gerçekleştirilen denetimler sonucunda tespit edilen her mevzuata aykırılık yalnızca idari yaptırımla sonuçlanmamaktadır. Somut olayın özelliklerine göre bazı fiiller, idari yaptırımların yanı sıra ceza hukuku bakımından da değerlendirilerek Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilebilmektedir.

Özellikle ruhsatsız sağlık hizmeti sunulduğu, mevzuatta izin verilmeyen bir faaliyetin yürütüldüğü veya yetkisiz şekilde sağlık mesleğinin icra edildiği yönünde değerlendirme yapılması hâlinde, idari makamlar tarafından düzenlenen denetim tutanakları ve diğer bilgi ve belgeler ceza soruşturmasının başlatılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilebilmektedir. Uygulamaya bakıldığında da genel olarak her denetim sonrası ilgililer hakkında savcılığa şikayette bulunulduğu görülmektedir.

Bu durumda kişi hakkında yürütülecek süreç artık idari denetimden farklı olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yürütülen bir ceza soruşturması niteliği taşımaktadır. Cumhuriyet savcısı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeleri değerlendirerek gerekli görmesi hâlinde ifade alma, bilirkişi incelemesi yaptırma, tanık dinleme ve diğer soruşturma işlemlerini gerçekleştirebilir. Yapılan soruşturma sonucunda suç işlendiğine ilişkin yeterli şüphe oluşması hâlinde kamu davası açılmasına karar verilebilir.

Bununla birlikte, her denetim raporu veya her idari yaptırım kararı ceza soruşturması açılacağı ya da mahkûmiyet kararı verileceği anlamına gelmemektedir. Ceza yargılamasında suçun kanuni unsurlarının somut delillerle ispat edilmesi zorunludur. Ceza hukukunun temel ilkeleri gereğince, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanmakta olup, suçun tüm unsurları her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulmadıkça mahkûmiyet kararı verilemez. Nitekim uygulamada da somut delil yetersizliği sebebiyle beraat kararı verilmiş bazı mahkeme kararları bulunmaktadır.

Öte yandan, aynı fiil nedeniyle hem idari yaptırım uygulanması hem de ceza soruşturması yürütülmesi belirli durumlarda hukuken mümkün olabilmektedir. Ancak bu iki süreç birbirinden bağımsız olup, idari yargıda açılan iptal davası ile ceza yargılaması farklı usul ve ispat kurallarına tabidir. İdari işlemin iptal edilmesi ceza soruşturmasını kendiliğinden sona erdirmeyeceği gibi, ceza yargılamasında verilen bir karar da idari işlemin hukuka uygunluğu bakımından tek başına belirleyici olmayabilir. Her iki süreç kendi hukuki çerçevesi içerisinde ayrıca değerlendirilmektedir.


Fizyoterapistler Nelere Dikkat Etmelidir?

Mevzuata uygun faaliyet yürütülmesi açısından özellikle;

güncel sağlık mevzuatının takip edilmesi,

faaliyet izinlerinin eksiksiz olması,

mesleki yetki sınırlarına riayet edilmesi,

tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin ilgili düzenlemelere uygun yürütülmesi,

denetim süreçlerinde gerekli belgelerin hazır bulundurulması

olası idari yaptırımların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.


Sonuç

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, yalnızca sağlık kuruluşlarını değil, sağlık hizmeti sunan tüm meslek mensuplarını yakından ilgilendiren temel düzenlemelerden biridir. Özellikle denetim, ruhsatlandırma ve idari yaptırımlar bakımından uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bu nedenle fizyoterapistlerin yalnızca mesleki uygulamalarını değil, faaliyetlerini ilgilendiren hukuki düzenlemeleri de yakından takip etmeleri; olası idari yaptırımların önlenmesi ve hak kayıplarının yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.

 


AraWhatsAppE-posta